|
Meme Kanseri
Hazırlayan : Opr. Dr. Hamdi KOÇER
- Genel Bilgiler
- Meme Anatomisi
- Meme Kanseri Neden
Olur?
- Meme Kanseri Tipleri
- Meme Kanseri Bulguları
- Meme Kanseri Tanısı
- Meme Kanseri Tanısı
Konursa
- Meme Kanseri Tedavisi
Genel Bilgiler
Kanser Nedir?
Vücuttaki her organ değişik hücrelerden meydana
gelmiştir. Bu hücreler ihtiyaç olduğunda, belli bir düzen içinde bölünür ve
çoğalırlar. Bu olay vucudu sağlıklı tutar. Hücrelerin kontrolsüz olarak
bölünmesi ve ihtiyacın ötesinde çoğalması sonucu kitle oluşur. Bu kitle
tümördür. Tümörler selim yada habis olabilirler. Selim tümörler iyi huyludurlar,
habis tümörler ise kanserlerdir. Bir tümörün selim yada habis olduğu patolojik
tetkiki sonucu anlaşılır.
Selim tümörler kanser değildir. Cerrahi olarak
alınabilirler ve tekrar ortaya çıkmazlar. En önemlisi selim tümör hücreleri
diğer dokuları istila etmez ve vücudun başka yerlerine doğru yayılmazlar. Selim
tümörler yaşamı tehdit etmezler.
Malign tümörler kanserdirler. Kanser hücreleri de
kontrol dışı büyür ve bölünürler.ancak selim tümörlerden çok daha hızlı çoğalıp
büyürler. Yakındaki doku ve organlarıda istila edip harap ederler. Ayrıca,
kanser hücreleri malign tümörden kopup kan dolaşımına veya lenfatik dolaşıma
dökülebilir. Meme kanserinde, vücudun başka yerlerinde tümör hücreleri bu
şekilde gelişir. Kanser hücrelerinin uzak dokulara yayılmasına metastaz denir.
Karaciğer, kemikler, beyin dokusu meme kanserinin en sık metastaz yaptığı
yerlerdir.
Meme Anatomisi
Her memede 6-9 adet lob denilen bölüm vardır. Her
bir lob daha küçük birimler olan lobüllere ayrılmıştır. Lobüllerin ucunda da süt
üreten küçük kesecikler bulunur. Biçim olarak her bir lob bir üzüm salkımına
benzetilebilir. Lob, lobül ve süt kesecikleri ince süt kanalları ile birbirine
bağlanmaktadır. Bu kanallar meme başına doğru birleşerek gelirler ve memenin tam
ortasında areola denilen koyu renkli bölgede meme başına açılırlar. Lobüller ve
kanallar arası boşluğu yağ dokusu doldurmaktadır. Meme dokusu içinde adale
yoktur fakat memenin hemen altında, kaburgaların üstünde adale dokusu bulunur.
Her meme kan damarları ve içinde renksiz, lenf
sıvısı taşıyan lenfatik damarlar içerir. Lenf damarları, lenf bezi denilen ve
fasulye şeklinde küçük oluşumlarda sonlanırlar. Vücudun pekçok yerinde lenf
bezleri vardır. Koltuk altındaki lenf bezlerine meme dokusundan gelen lenf
sıvısı dökülür. Memenin kanserlerinde ve enfeksiyonlarında koltukaltı lenf
bezleri şişer. Enfeksiyonlarda bu bezler ağrılıdır. Kanserde ise bu bezler
şişmiştir ancak ağrı yapmazlar.
Meme Kanseri
Neden Olur?
Meme kanserinin ve diğer kanserlerin oluş nedeni
henüz bilinmiyor. Ancak bazı risk faktörlerinden sözedilebilir. Bunların bir
kısmı hasta tarafından kontrol edilemez veya değiştirilemez. Ancak ikinci bir
grup var ki, bu riskler azaltılabilir.
Kontrol Edilemeyen Risk
Faktörleri
Yaş: Yaş
ilerledikçe meme kanseri riski artmaktadır. Hastaların çoğunluğu 50 yaş
üzerindedir. Ancak böyle bir kural olmadığı gibi, çok genç yaşlarda da (yirmili
yaşlarda) görülebilmektedir.
Diğer Memede de Kanser
Varsa: Bir memesinde kanser gelişen kişinin öbür memesinde de
kanser çıkma riski diğer kadınlardan yüksektir.
Aile Öyküsü:Yakın
akrabalarda (anne, teyzeler ve kardeşler) kanser öyküsü (gelişimi) olduğunda
risk yüksektir. Meme kanserlerinin % 5-10 kadarının genetik olduğu ispat
edilmiştir. Hatta bazı ailelerde daha sık görüldüğü, belli genlerde bozukluğun
(BRCA1 ve BRCA2 genleri) buna neden olduğu bilinmektedir. Eğer bir kişide bu
mutasyona uğramış genler varsa, 70 yaşına kadar meme kanserine yakalanma riski %
55'dir. Aile fertlerinde çok meme kanseri görüldüğünde genetik taramalar uygun
olabilir. Ancak henüz klinik uygulamaları standart hale gelmemiştir.
Selim Meme Hastalıkları:
Bazı selim meme hastalıkları kanser riskini arttırır. Tüm selim
hastalıklarda bu risk yoktur ancak tüm selim hastalıklar düzenli olarak takip
edilmelidir.
Erken Menarş ve Geç
Menapoz: İlk adet yaşı 12'den küçük, menapoz yaşı 50'den
büyükse, hiç doğum yapmamış kadınlar ve 30 yaşın üstünde doğum yapılmışsa meme
kanseri riski daha yüksektir.
Menapoz Sonrası Hormon
Tedavisi: Bazı çalışmalarda, menapoz sonrası 10 yıldan fazla
hormon tedavisi gören kişilerde meme kanseri riskinin arttığı iddia
edilmektedir. Hormon tedavisi kalp hastalıkları riskini azaltır.
Kontrol Edilebilir Risk
Faktörleri
Alkol Kullanımı:
Aşırı alkol kullanımı meme kanseri riskini arttırmaktadır.
Beslenme Biçimi ve
Şişmanlık: Aşırı kilolu olmak ile meme kanseri arasında bir
ilişki olduğı iddia edilmektedir. Benzer şekilde, doymamış yağ asitlerinden
zengin gıdalar (özellikle hayvansal yağlar) riski arttırırken, balık eti
azaltmaktadır.
Sigara:
Sigara ile meme kanseri arasındaki ilişki tam olarak gösterilememiştir; ancak
sigaranın diğer organ kanserlerinin birğoğunda rol oynadığı bilinmektedir.
Sigara ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki de yıllardır bilinmektedir.
Dolayısıyla sigara içenlerin en azından genel sağlık koşulları açısından,
sigarayı bırakması yerinde olacaktır.
Doğum Kontrol Hapları:
Doğum kontrolü hapı kullananlarda risk hafifçe artmaktadır.
Meme Kanseri
Tipleri
Meme kanseri denince tek bir hastalık
anlaşılmamalıdır. Birkaç çeşit meme kanseri vardır. En sık görüleni süt
kanallarından çıkar ve duktal kanser denir. Diğer bir tip ise süt üreten
keseciklerden gelişir ve lobüler kanserdir. Diğer meme kanseri tipleri çok nadir
görülür.
Kanser hücreleri meme dokusu dışına çıktıysa,
öncelikle koltuk altı lenf ganglionlarını tutar. Bu bölgeye ulaşmışsa, bunun
anlamı, kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine de örneğin kemiklere,
akciğere veya karaciğere ulaşmış olabilirler. Başka organlara yayılmış olan
kanser de çıktığı organın adıyla anılır. Meme kanseri, başka bir organa
bulaşmışsa, örneğin karaciğeri tutmuşsa, buna metastatik meme kanseri
denir.
Meme Kanseri
Bulguları
Erken dönem meme kanseri, ağrı yapmaz. Aslında
erken meme kanseri hiçbir semptom vermez. Fakat kanser gelişmeye devam ettikçe
aşağıdaki bulgular ortaya çıkar.
- Memede ele kitle gelmesi.
- Memede veya koltukaltında, şişlik veya
kalınlaşma.
- Memenin şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik
olması.
- Meme başı akıntısı olması.
- Memenin veya meme başının renginde yada normal
dokusunda bir değişiklik (meme başının içeri çekilmesi, simetrisinin
bozulması, cilt değişiklikleri gibi)
Yukarıdaki değişiklikleri farkettiğinizde, hemen
doktorunuza başvurmalısınız. Bunun nedeni genellikle kanser olmayabilir ama bunu
ancak bir doktor söyleyebilir.
Meme Kanseri
Tanısı
Hekime kitle ile gittiyseniz o kitlenin kanser
olup olmadığının kesin ortaya konması gerekir. İlk tanı için hekiminiz siz ve
aileniz hakkında sorular soracak ve ardından dikkatli bir muayene yapacaktır.
Muayeneyi takiben ilk planda mammografi ve ultrasonografi isteyebilir. Ele gelen
kitlelerde görüntüleme yöntemlerinden (mammografi-ultrasonografi) hemen sonra
iğne biopsisi yapmak gerekir. İğne biopsisi kesin ayrımı yapmazsa, kitlenin
cerrahi olarak çıkartılıp, bütününün mikroskop altında incelenmesi gerekebilir.
Eğer ele gelen kitle yok ancak çekilen kontrol
mammografisinde şüpheli alan varsa bu bölgenin steretaksik yöntemle işaretlenip,
yine cerrahi müdahale ile çıkarılması gerekir. Buraya kadar olan kısım tanı
amaçlı manipulasyonlardır. Bu gayretler sonucu kanser çıkmaz ise, hasta takibe
alınır ve her yıl düzenli olarak takipleri yapılır.
Eğer kanser olduğu ortaya çıkarsa, ona göre tedavisi yapılır.
Meme
Kanseri Tanısı Konursa
Kanser tanısı patolojik olarak konduğunda, duktal veya lobüler olduğu (duktuslardan
mı yoksa lobüllerden mi kaynaklandığı), invazif olup olmadığı, yani çevre
dokulara yayılma eğilimi gösterip göstermediği raporda belirtilir.
Tümörün büyüme hızı, yayılma kapasitesi, ilaçlara ne oranda hassas olduğuna dair
dolaylı bazı ipuçları da patoloji tetkiki sonucu ortaya çıkar. Hormon reseptör
tayini tümörün hormonlara duyarlı olup olmadığı, yani ameliyattan sonra hormon
tedavisi yapılırsa cevap verip vermeyeceğini gösterir. Hormon reseptörü pozitif
ise, bu demektir ki; hormonlar kanser hücresinin büyümesine neden olmaktadırlar
ve hormon miktarını azaltarak kanserle mücadele edilebilir.
Meme Kanseri
Tedavisi
Tedavinin Planlanması
Tedavinin planlanması sırasında, hasta ikinci bir
hekimin veya merkezin fikrini almak isteyebilir. Yurtdışında bazı sigorta
şirketleri bunu zorunlu kılarken, kimisi ise hastanın talebi durumunda ikinci
bir hekim konsültasyonunu kabul edebilecğini poliçesinde belirtmiştir. İkinci
bir hekimin randevüsü görmesi-değerlendirmesi ve planlaması bir veya iki hafta
alabilir. Çalışmalar göstermiştir ki, biopsi ile tedavinin başlangıcı arasında
geçecek birkaç haftalık bir süre, meme kanserinde yapılacak tedaviyi daha az
etkili kılmaz. Yani bu kadar bir gecikme sorun değildir.
Ameliyat öncesi planlar yapılırken ne tür bir
ameliyat yapılacağı konuşulurken aynı zamanda ve mutlaka ameliyattan sonra
kemoterapinin nerede ve kim tarafından yapılacağı, radyoterapinin nerede
verileceği mutlaka konuşulmalı ve önceden belirlenmelidir. Hatta en iyisi,
ameliyat sonrası tedaviyi ve takibi üstlenecek olan onkolog ile ameliyat öncesi
tanışmaktır. Ameliyatı yapacak cerrah ile onkolog bu planlama sırasında
işbirliği yaparsa, yaklaşık 3-4 ay sürecek bu tedavi süreci daha sorunsuz geçer.
Tedavi Yöntemleri
Meme kanseri tedavileri lokal ve sistemik olarak
iki büyük guruba ayrılır. Lokal tedavi, bir bölgedeki tümör hücrelerini ortadan
kaldırmak, tahrip etmektir. Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavidir.
Vücudun her yerindeki tümör hücrelerini tahrip etmek ve yok etmek için
sistemik tedavi yapılır. Kemoterapi ve hormonoterapi sistemik tedavilerdir.
Genel olarak bu yöntemler kombine edilerek aynı anda veya ardışık biçimde
uygulanır.
Cerrahi
Meme kanserinde en sık uygulanan tedavidir.
Değişik cerrahi yöntemler vardır. Tüm memeyi almak mastektomi şeklinde
tanımlanırken,
sadece tümörlü kısmın çıkarılması, meme koruyucu ameliyatlardır.
Lumpektomi ve segmental mastektomi, meme koruyucu ameliyat şekilleridir. Meme
koruyucu girişimlerden sonra geriye kalan meme dokusuna mutlaka radyoterapi
yapmak gerekir. Tüm dünyada meme koruyucu ameliyatlara doğru bir eğilim vardır.
Hemen hemen tüm olgularda koltuk altı dokularıda çıkarılarak, tümör hücrelerinin
lenfatik yayılım yapıp yapmadığına bakılır.
KOLTUK ALTINDA YAPILAN AMELİYAT TEDAVİNİN BİR
PARÇASI DEĞİLDİR ANCAK DAHA SONRA TEDAVİNİN PLANLANMASINDA YOL GÖSTERECEK ÇOK
ÖNEMLİ BİLGİLER VERİR.
Kemoterapi
Kanser hücrelerini öldürmek için ilaç
kullanılmasıdır. Meme kanserinde genellikle ilaçların kombinasyonu şeklinde
kullanılır. İlaçlar ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilebilir. Her iki
biçimde de kemoterapi sistemik tedavidir çünkü, ilaçlar kan dolaşımına girerek
tüm vücuda yayılırlar. Kemoterapi dönemler halinde uygulanır. Genel olarak
muayenehanede, evde veya hastanede ayakta uygulanır.
Ancak belirli durumlarda, hastanın hastanede kalması gerektiğinde, yatarak
uygulanır. Kemoterapi ilaçlarının bazılarının yan etkileri vardır. Kullanılan
ilaca, doza ve hastanın durumuna göre ortaya çıkan bu yan etkiler, ilacın
kesilmesiyle hızla düzelir.
Radyoterapi
Kanser hücrelerini tahrip etmek veya büyümelerine
mani olmak için, yüksek enerjili x ışınları kullanılır. Işınlar vücut dışından
radyoaktif maddeden bir cihaz yardımıyla memeye yönlendirilir. Meme koruyucu
ameliyatlardan sonra mutlaka yapılır. Önce kemoterapi, sonra radyoterapi
yapılır.
Hormon Tedavisi
Kanser hücreleri büyümek için bazı hormonlara
ihtiyaç duyabilirler ve bu hormonlar kanserli hücrelerden uzak tutulabilir.
Vücuttaki hormonların yapısını veya işleyişini bozan ilaçlar yardımıyla veya
cerrahi olarak yumurtalıkların çıkarılması şeklinde uygulanabilir. Kemoterapi
gibi, hormonoterapi de sistemik bir tedavidir ve tüm vücuttaki hücreleri
etkiler.
Tedavi Seçimi
Her hastanın tedavisi farklı olarak planlanır.
Yaş, menapoz durumu, genel sağlık durumu, tümörün lokalizasyonu, memenin
büyüklüğü hastaya bağlı faktörlerdir. Tümöre ait bazı özellikler, örneğin;
tümörün hızı, agresivitesi, hücre çoğalması için hormona ihtiyaç duyup
duymadığı, lenf bezlerine ulaşıp ulaşmadığı gibi parametreler de önemlidir.
Hepsinden önemlisi hastalığın hangi evrede olduğudur. Hastalığın evresini
belirleyen şeyler ise, tümörün büyüklüğü ve çevreye yayılım gösterip
göstermediğidir. Tedavi bu parametreler ışığı altında hasta, cerrah ve onkolog
işbirliği içinde planlanır.
MEMENİZİ YİTİRMEK İSTEMİYORSANIZ ERKEN TEŞHİS ÇOK
ÖNEMLİ.
EN İYİ TEDAVİ ERKEN TEŞHİSTİR.
ERKEN TEŞHİS EDİLEN MEME KANSERLERİ BÜYÜK BİR ORANDA İYİLEŞMEKTEDİR.
Opr. Dr. Hamdi Koçer
İstanbul Cerrahi Hastanesi
Tel: (0212) 296 9450/1708
hkocer@turk.net
|