Aylar önce Hande Yener’in başlattığı ‘bakkal şarkı’ polemiği hâlâ sürüyor. Pop müzik sanatçısı Burcu Güneş, Michael Jackson ve Elvis Presley’in şarkılarının bakkal şarkısı olarak tanımlandığı bir ortamda kendisinin de bakkal şarkısı söylemek için yola çıktığını söylüyor.
“Eğer alternatif müzik yapmak gibi bir kaygım olsaydı o zaman pop ile değil başka bir tarz ile piyasaya çıkardım.” demekten de kaçınmıyor. O kendi yaptığı müzikten ve gittiği yoldan emin. Fakat yaşadığımız toplumla ilgili ciddi şüpheleri olduğunu söylüyor. Pop müzik sektöründe kim sanatçı, kim gibi bir tartışmanın yaşandığı görüşünde olan Burcu Güneş, şarkıcılığın yanından geçemeyecek isimlerin bugün ‘popun kraliçesi’ olarak anıldığı görüşünde. Popçuların farklı tarzdaki müzikleri kıyısından köşesinden söyleyebildiğini düşünüyor. Burcu Güneş, caz söylemenin de herkese nasip olmayacağı fikrinde. O bu anlamda kendini şanslı sayıyor. Dinleyici kitlesini, genç olarak tanımlayan Burcu Güneş her jenerasyona kendisini yeniden tanıtma ihtiyacı hissettiğini ifade ediyor.
Müzik bir kıyafet istediğimi giyerim
Güçlü sesi ile pop müzik dünyasına girdiğinde istikrarlı bir şekilde bu piyasada varlığını sürdüreceğinin işaretlerini vermişti. Kimilerine göre o birçok kişiye nasip olmayan sesini piyasa şarkıları ile harcıyor. Burcu Güneş, bu eleştirilere karşı “Alternatif müzik yapacak olsam piyasaya farklı bir giriş yapardım, ‘bakkal şarkısı’ söylemek için yola çıktım.” diyerek cevap veriyor. Ben Ateş, Ben Su albümünden bazı şarkıları remix olarak on the club alümünde bir araya getiren Burcu Güneş ile albümünü bahane edip görüştük.
Bu dönem club albümlerinin dönemi mi?
Mutlaka talepleri göz önünde bulunduruyoruz. Pop müzikte zaten ne seviliyor ne sevilmiyorsa bakarak bir bakış açısı oluşturuyoruz. Tabii biz neye hazır olduğumuzu ve ne yapmak istediğimizi de göz önünde bulunduruyoruz. Bazıları “Yaz başı niye çıkmadı bu albüm?” gibi sorular yönlendiriyor. Demek ki o dönem değilmiş. Zamanlama olarak öyle bir sınırlama da görmüyorum.
Bu şarkılar Ben Ateş, Ben Su albümünün remix hali. Neden buna gerek duydunuz?
Benim son albümüm bazı müzik yorumcuları diyebileceğim otorite diyemeyeceğim kişiler tarafından fazla kaliteli bulundu. Burcu Güneş, ciddi bir çizgi albümü yaptı, kendi kalitesini, yorumculuğunu oturttu şeklinde yorumlar yaptılar. Fakat yapımcı adına bunun çok doğru bir proje olmadığını söylediler. Fakat ben buna katılmıyorum. Çünkü her sanatçının kendine göre bir ticarisi vardır. Tamamen albümlerin satmadığı bir döneme geldiği için istenilen hedefe ulaşmadığını düşünüyorum. Böyle düşünülen bir albümden uygun olan parçaları on the club’da remix olarak hazırladık. O albümü perçinlemek istedik.
Yani albümlerim ticari albümlerdir diyorsunuz?
Dillerden düşmeyen ve hâlâ konuşulan bakkal şarkıcısı kavramı var. Geçenlerde bir programda bakkal şarkısı nedir ve bakkal şarkıcısı kimlerdir diye bir çerçeve çizmişler. Michael Jackson, Eagles, Elvis Presley’in şarkılarının bakkal şarkısı olduğu söyleniyordu. Hepsi benim çocukluğumdan beri dinlediğim, öğretmenim diyebileceğim sanatçılar ve şarkılarına bakkal şarkısı deniliyor. Çünkü bütün dünya dinliyor o şarkıları. O zaman bende bakkal şarkısı yapıyorum ve bakkal şarkısı yapmak için yola çıktım. Eğer alternatif bir yanım olsaydı o zaman alternatif bir tarzım olurdu ve piyasaya çok daha farklı girerdim.
Club albüm çıkarmanız farklı tarzlara yönelip yönelmeyeceğinizi akıllara getirdi.
Sanatçı her türlü hissini, her türlü duygusunu yaşayan, neyi niye yaptığını çok düşünmeden, bir stratejiye bağlamadan hissettiği gibi yaşayan insandır. O yüzden belli bir kalıba sığdırmak bana mantıklı gelmiyor. Pop yapıyorum ama ben caz kökenliyim. Bir pop şarkıcısı az bucuk Türk sanat müziği söyleyebilir. Farklı tarzları kıyıdan köşeden söyleyebilir. Fakat ben caz söyleyebiliyorum demek herkese nasip olacak bir şey değil. Evinizde kırmızı ve siyah elbiseniz varsa kırmızı giymek istediğinizde onu giyersiniz. Bende bu var, istediğimde caz da söyleyebilirim.
Pop müzik söyleyerek sesinize haksızlık ettiğinizi düşünenler var?..
Öne çıkan şarkılar çok basit, dillere düşen şarkılar oluyor. Biz özellikle onları herkes dinleyebilsin diye basit, sade ve daha akılda kalıcı yapıyoruz. Bir ispat yok orada. Zaten iyi solistsen her dakika kendini ispat etme kaygısı görmezsin. Benim her albümümde hem ses kalitesi hem de yorumculuğu iyi olan şarkılar var.
Pop müzikte ivme düşüyor mu?
Mankeninden tutun da oyuncusuna, garsonuna, kuaförüne kadar herkes pop müzik yapmaya başladı. Birazcık ses çıkarabileceğini gören herkese çok güzel falan denmeye başlandı. Bu yüzden çok büyük bir kavram kargaşası var burada. Kim sanatçı kim değil önce ayırmak gerekiyor. Bilinçsiz bir şekilde şarkıcı görünen çok insan var. Bu cehaletle de hakikatten çok iş yapan ve halk tarafından da popüler olduğu için alkışlanan çok insan var. Hatta popun kraliçesi haline gelmiş manken arkadaşlar var. Özellikle bir tanesi.
Demet Akalın’ı mı kastediyorsunuz?
Siz tahmin edersiniz herhalde. Yani bu, şarkıcılığın yanından bile geçmeyecek bir arkadaş. Şarkıcılıkla bile alakası yok. Fakat halk bunu alkışlıyor, biletleri satıyor, para kazanıyor. Benim burada yaşadığım toplum ile ilgili şüphelerim var. Bizi dinleyenler ile ilgili ciddi şüphelerim var. O yüzden pop ile alakalı çok şey konuşabiliriz. Pop yaptığını iddia eden insanlar ile ilgili çok şey konuşabiliriz. Ama nereye varabiliriz? Ben burada bir otorite olmaya çalışmıyorum.
Bu şarkıcılar sinirlerinizi bozuyor mu?
Onlar sinirimi bozmuyor ama bana gelen e-mailler ve hâlâ beni anlayamamış dinleyiciler sinirimi bozuyor. Jenerasyon değişti, yeni gelenler de beni dinlemek istiyor. Diğerleri kadar ortada olmadığımı düşünüyorlar. Televizyona çık, daha fazla popüler şarkı söyle diyorlar. Beni anlamalarını bekliyordum. Ama gördüm ki her jenerasyona kendimi tekrardan anlatmam gerekiyor.
Fazla özgüvenli bulunuyorsunuz?
Genelde doğru kararlar verip doğru adımlar attığıma inanıyorum. Çok küçük yaştan itibaren bu işi yapıyorum. Neredeyse bebeklikten beri bu işin içerisindeyim. Yani kalkıp da kendimle ilgili güven sorunum olamaz. Şarkı söylerken kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta dünyada bile olduğumu düşünmüyorum. Boyut değiştiriyorum. Kendi kendimi eleştirdiğim dönemler olmuştur. Fakat hiçbir zaman özgüvenimi kaybetmemeye çalıştım.
Sevenleriniz mi fazla, sevmeyeniniz mi?
Beni sevmeyen kim olabilir ki? Bizim sektörde benim sesimi, fiziğimi ya da ne bileyim kendime verdiğim değeri çekemeyen kompleksli insanlar olabilir. Bir de beni kaybetmiş yapımcılar olabilir. Ben biliyorum ki ben televizyonda bir yerde bir şey söylediğimde artık “bu kız bir şey söylüyorsa doğru söylüyordur” diye kulak kabartıyor insanlar. Kimin ne yapmaya çalıştığını biliyorlar. O yüzden dürüst konuşmakta hiçbir sakınca görmüyorum.
98 yılında çıkış yaptığınızda sizi gençler dinliyordu. Uzun zaman geçti. Şimdi kimler dinliyor?
Yine gençler dinliyor. İlk albümde hep sevdiğim şarkıları koydum ve dinleyici kitlesi belirlemedim. Fakat konserlerden, internetten ne istendiğine dair efekti alıyorum. Ne yaptığımda etkiliyim, ne zaman iletişim kuramıyorum biliyorum. Gençler her yaptığıma o kadar açıklar ki. Fakat belli bir kitle var, özellikle halk konserleri için söylüyorum, onlar Türk halk müziği ya da daha yerel müzikler dinliyorlar. Daha dramatik şeyleri seviyorlar. Çünkü hiçbir çıkış yolu göstermezler insanlara. Böyle şarkılar söyleyebilirim. Çok da geldi bana böyle teklifler. Yapabilirdim de çünkü sesim acıklı yerlere de gidebiliyor. Ancak, insanlara daha sevgi ile her şeyin çözülebileceğini göstermek. Dinleyici üzerinde etkim olduğunu bildiğimden bu etkiyi güzel kullanmak istiyorum. r.sezgin@zaman.com.tr
Bu haber 186 defa okunmuştur.