Üye Ol Hesabınız

Anasayfa | Yeni Albümler | Radyo | Radyo İstek | Müzik Dinle | Biyografi | Şarkı Sözleri | Haberler

                  Menü

Anasayfa

İletişim

Mp3 Dinle

Rüya Tabiri

Sohbet

Forum

Şiirler

Burçlar

Arşiv

Klipler

Biyografi

Kelebek

Aşk Testi

Eğlence

Gazeteler

Arama

                  Yeni Çıkan Albümler

  Ersen Dadaşlar & Aygen Bilge: ''Anadolu Sevdamız''
konu başliğiReklam, film, dizi ve belgesel müzik prodüksiyonları alanında sektörün öncü şirketlerinden JingleART, Yeni Dünya Müzik işbirliği ile yepyeni ve farklı bir prodüksiyonla karşımıza çıkıyor: “Anadolu Sevdamız”...

  Mor Ve Ötesi'nin yeni ve son albümü ''Başıbozuk''
Mor Ve Ötesi'nin yeni ve son albümü Albüm Eurovision için yapılan şarkı kayıtlarından vede daha önce söyledikleri şarkılardan oluşuyor. Albümlerini ara albüm olarak değerlendiren Mor Ve Ötesi tamamen yeni bir albüm yapmak için bir süre daha beklediklerini belirtiyorlar

  Ebru Yaşar ve İsmail YK düeti: ''Seviyorum Seni''
Ebru Yaşar ve İsmail YK düeti: 1 yıl önce Avrupa Müzik ile anlaşan ve prodüktörü Deniz Erdem ile titizlikle hazırladıkları bir repertuar çalışmasının ardında stüdyoya giren Ebru Yaşar albümünü tamamladı.

                  Biyografiler

Son Eklenen Biyografiler
Grup Düş - Hakkında
Ahmet Özhan - Hakkında
Abidin - Hakkında
Gülistan Perwer - HAKKINDA
Ayşe Şan - HAKKINDA
Nilüfer Akbal - HAKKINDA

                  Şarkı Sözleri

· Aşkım - (52 okuma)
· Lamba - (53 okuma)
· Ama - (52 okuma)
· Küçüğüm - (137 okuma)
· Sen - (62 okuma)

                  Genel

  Metin Türkcan: ''Metoboy’'' gurubu için eleman arıyor
  Benim şarkıcı mankenlerden neyim eksik?
  Obama da seçildi param olsa ABD'de yaşıyor olurdum
  Müzik akademinin gıdasıdır!
  Klarnetini dünyaya dinletecek

Çekilir şey mi şu fotoğraflar...

Çekilir şey mi şu fotoğraflar...Fotoğraflar niye heyecan verir insana? Neden özenle seçilir pozlar? Niçin inceden inceye düşünülerek bakılır objektife? Fotoğrafının çekildiği ana özenilir. O duruşa, o bakışa itina gösterilir. Çünkü o sabitleşecektir, ebedî kalacak gibidir.

Hiçbirimiz özensizce alınmış pozumuzun dondurulmasına razı değiliz. Hiç kimse habersiz çekilmiş tuhaf bakışların, komik durumların fotoğraf makinesinde kalmasından hazzetmiyor. Çerçevelenip duvara asılacak bir fotoğrafımız olacaksa, yıllar sonra da bakılacak bir pozumuz ortaya çıkacaksa, ille de özen, ille de seçicilik, ille de ince eleyip sık dokumalar...

Yazı da bir nevi fotoğraftır. İnsanın iç aleminin fotoğrafı gibi. Kelimelerin seçimi de dudağın duruşu gibi özenle belirlenmeli. Cümleler de boy fotoğrafları gibi güzelce giyinmiş olmalı. Öyle her “hı”, her “ha!”, her “şeyyy...” çıkmaz yazıya. Yazarlar, tıpkı fotoğrafları gibi -ama herkesin fotoğrafı da böyle değil mi- inceden inceye planlanmış, çerçevesi, ışığı, gölgesi güzelce ayarlanmış sözler bırakırlar sayfalara.. Nasıl ki, herkes her zaman fotoğraf olacak pozlar içinde değilse, yazanlar da her zaman yazılacak şeyler konuşmazlar, konuşamazlar. Yazmaları konuşmaları gibi değildir. Fotoğraflardaki gibi. Seçilmiş bir bakış. Özenilmiş bir duruş... Belirlenmiş bir mekan... Seslerini plağa yahut CD’lere bırakanlar da aynı kaderi paylaşır. Sessiz bir stüdyoda, özel bir mikrofonda, nice hazırlıktan sonra ses verir sanatçı. Boğazını temizlemeler, nefesini yetirememeler, kekelemeler itina ile temizlenir... Geriye sesin de fotoğrafı kalır.

Yıllar sonra kendi fotoğraflarıma -ama özellikle bakılacak fotoğraflarıma, özellikle objektife bakılması gerektiği gibi baktığım fotoğraflarıma- bakınca, şu an, o zamanlar bir fotoğraf çekimi için yaşadığım o an’ın üzerinde bir yere geçtiğimi fark ettim. Hep “ben” diye yaşadığım hayat akışının içinden çıkıp, kendimi “o” yani, kendi dışımda bir “nesne” olarak da görebildim. O fotoğrafın başına geleceklere ve gelmişlere bir tür razılık var bende şimdi. Kendi başıma gelmişleri hiç çekinmeden görebiliyorum o fotoğrafta. Benden daha genç bir adam, gördüğüm “o” ben. Benim dışımda bir yerde duruyor. Nasıl bir başkasının fotoğrafına, örneğin gazetede çok korkunç bir kaza yahut cinayet haberinin kenarında bile olsa hiç aldırışsız bakabiliyorsam, kendimi öyle bir haberin detayı olabilecek bir çerçeveye soktuğumu görüyorum dehşetle. O fotoğraf, kendi elimde tuttuğum, içinde “benim olan ben”i taşıyan, özenle seçilmiş bakışların ardında kendimi görünür kıldığım, dokunulmaz bildiğim, başkalarının gözüne şöyle bir takılıp geçebilecek sıradanlıkta bir “nesne” yapıvermiş beni. Elimde tuttuğum “o” ben, artık bir başkasının elinde tuttuğu kaza kurbanı fotoğrafı olabilir. Kendimi önemseyerek, inceden inceye özenerek objektife bıraktığım o görüntü, kimi cenazelerde, yakalara takılan ve acınarak bakılan fotoğraflardan biri olmaya aday. Benim fotoğrafım olduğu için, ben bakıyorum içinden diye, yakalara takılmaya, haber detayına iliştirilmeye mani olacak hiçbir özelliği ve ayrıcalığı yok... Fotoğrafımı bırakarak kadere teslim olmuşum meğer. Akışa bırakmışım “o” beni...

İnsanın kendini, başkalarını sıradanlaştırarak baktığı, duyduğu, okuduğu “başkasına ait” bir yazıya, görüntüye ve sese dönüştürebiliyor olması ne kadar garip! Oysa, fotoğrafımızı çekenler, sesimizi kaydedenler, yazımızı bir yerde basanlar bizi önemser gibiler. Ama biliyorum ki, benden sonraya kalanlar olacak şu âlemde. Yazım da, fotoğrafım da, sesim de beni çeyrek geçen bir vakitte görülecek, okunacak, işitilecek. İşte o zaman herkes gibi bir “başkası” olacağım. Ölümü beklenir biri. Gitmesi kanıksanmış biri. Hiçbir yerde beklenmemesine alışılmış biri. Hiç kimsenin arama ihtiyacı duymadığı biri. Unutulmuş. Unutulmuşluğu da unutulmuş. Öylesine biri. Kalabalık bir istatistikte önemsiz görülen bir rakam oluvereceğim. “Başkası....”

Her kayıtta bir başkası olmaya doğru sürüyoruz kendimizi. Her fotoğrafın başına gelebilecek, başına geldiğinde de normal karşılanacak, hiç şaşırılmayacak, asla itiraz edilmeyecek o kaderin akışına bırakıyoruz kendimizi. “Ben” ben değil; “o” ben oluveriyoruz. Fotoğrafımızın çekildiği, sesimizin kaydedildiği, yazdıklarımızın okunur olduğu anlarda olmuyor mu sanki bu teslim ediş, bu vazgeçiş, bu bırakış...

Hiç özenmediğimiz anlarda da, hiç kaygısızca bağırıp çağırdığımız zamanlarda da, kayıtta değiliz diye keyfimizce konuştuğumuz köşelerde de, özenle hazırlanmış, her köşesi itina ile seçilmiş, her nefesi sayılarak verilmiş bir ömür sürmüyor muyuz? Dudağı, damağı, teni, sesi, yüzü, mimikleri, elleri, parmak uçları, kirpikleri, kaşları, saçının her teli, ilk ve son defa yaratılırcasına görülmeye değer, dokunmaya değer, işitilmeye değer kalitede hazırlanmış biri olarak geçiyor değil miyiz ömrün ortasından?

Şimdi derhal kendinin eski bir fotoğrafını bul. İyice bak o delikanlının, o genç kızın gözlerinin içine. Yıllar sonra sen bakacaksın diye nasıl da özenerek bakmış objektife “o” sen. Öyleyse şimdi “sen” sen ol, her anında, senden sonrakilerin gözüne değmeye değer fotoğraflar vermeye bak. Sadece dışının değil, içinin de görüntüsünü düzeltmeye bak. “Sen” sen ol da, “ben” ben olayım da, birlikte, sonların kendisinde son bulduğu, herkesten ve her şeyden sonraya kalan o “kutlu nazar”a, o “ebedî bakış”a nefesimizden, sesimizden ve niyetimizden seçilmiş, özenilmiş izler bırakalım.

“Hatırla ki bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin...” diye sana hatırlatan o kutlu bakış sahibi, hatırlanmaya değer olduğun, hatırının sayılır olduğu şu zamanlarda, O’ndan başkasının seni hatırlamaya değer bulmayacağı, “o” sen olduğun o zamanların pozunu, özünü, sözünü ve izini özenle bırakmaya çağırıyor.


Bu haber 229 defa okunmuştur.


Tarih: 28.07.2008 Saat: 19:23 Gönderen: daRKNeSs
 
                  İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Gençlik
· Haber gönderen daRKNeSs


En çok okunan haber: Gençlik:
Günün Fıkrası

                  Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

                  Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


Diğerleri:

  Gmail'de beklenen gelişme
  Oyun tutkunları gece yarısı D&R'da
  Ve serüven başlıyor!
  Bir kadın bir erkeğin neresine bakar
  Günün Fıkrası
  Ben ‘bakkal tarzı’ şarkı söylüyorum
  MP3'e rakip geliyor
  Gemiye isim bul, senaryo kolay
  Az para, bol Paris
  Kampüste son trend; El yakmayan şıklık kontrollü rahatlık

Bize Ulaşın |  Msn Messenger |  Dinimiz İslamiyet | Kelebek |  mIRC Mp3 dinle| Radyo dinle | Resim Yükle

 

PhpNuke Tabanlıdır. Tüm Hakları Saklıdır. dinLeFm 2007 - 2008  Msn Destek: msn@dinlefm.com
 Desteklediklerimiz:  Web Stats müzik radyo mIRC Sohbet Odaları sohbet çet uluonder.net