Müzikte, grupların ağırlıklı olduğu bir dönem içinde bulunduğumuz zaman dilimi. Yeni gruplar çıkıyor, kendi dinleyici kitlelerini oluşturuyor ve yollarına devam ediyor. İşte bunlardan biri de Ayyuka.
Rock müzik, artık neredeyse tüm grupların bu alanda çıktığı, üzerinde ciddi kavgaların olduğu paylaşılmış bir alan. Eskişehir’den kalkarak İstanbul’a gelen Ayyuka grubu, bu alanın öyle ‘mütevazı’ sakinlerinden biri. Grup üyelerinden Altan, “Biz Duman veya Athena değiliz. Hâlâ arkadaşlarımızın evlerinde bir araya gelerek müzik yapıyoruz. Biz bir anlamda ev müzisyeniyiz.” sözleriyle kendilerini tanımlıyor. İlk albümünü kurulduktan 6 yıl sonra geçtiğimiz yılın sonunda çıkaran grup, piyasa şartlarına direndiği için ikinci albüm konusunda kesin bir şey söyleyemiyor. Alican Tezer, Altan Sebüktekin, Ahmet Kul ve Özgür Yılmaz’dan oluşan grup, ilk yurtışı konserini de ekim ayında Almanya’da verecek. Grup üyelerinden üçü ile yaptıkları müzik üzerine bir söyleşi yaptık.
Eskişehir’de birbirinden ayrı kişiler olarak yola çıktınız, müzikte yollarınızın kesişme hikâyesi nedir?
Altan: Biz Samsun’dan arkadaşız. Özgür’le veya Ahmet’le birlikte çaldığımız anlar vardı, ancak ortada bir grup yoktu. Daha sonra Alican’la biz Eskişehir’deydik, Ahmet ve Özgür’ü de çağırdık. Üniversitenin son yıllarında orada birleştik. Sonra İstanbul’a geldik.
Kendinize neden Ayyuka ismini verdiniz, açığa çıkacak olan nedir?
Özgür: Bizim böyle bir düşüncemiz yoktu aslında, bunu bir arkadaşımız koydu. Bizim anlamından çok tınısı hoşumuza gitti. Grubun doğaçlama ruhunun da olması bununla uyumlu oldu.
Hayat felsefeniz nedir, bu müziğinize ne kadar yansıyor?
Alican: Hayat felsefemiz yaşamak diyelim. Biz söylemle ilerlemiyoruz müziğimizle ortaya koyuyoruz.
Altan: Dürüst olmaya, kimseyi kandırmamaya olmadığımız gibi görünmemeye çalışıyoruz. Bunu başarıyoruz da. Birçok teklif geliyor, bize uymayanları kabul etmedik.
Özgür: Hayata dair düşüncelerimiz mutlaka yansıyor, bu müzikte çok daha net gözüküyor. İnsanlar ilişkilerden bahseden şarkılardan hoşlanıyor, biz de akılda kalan bir melodisi olsun onunla yürüyelim demedik.
Kendiniz için mi yapıyorsunuz müziği, onların beğenisi önemli değilse?
Alican: Kendimiz için yapıyoruz. Bu rahatlığı da nereden alıyoruz? Hepimiz ayrı işlerde çalışıyoruz çünkü.
Müzikten para kazanıyor musunuz peki?
Altan: Müzikten para kazanmıyoruz. Oradan alıp müziğe aktarıyoruz.
Özgür: Yaptığımız müzikle hayatımızı kazanabiliyor olmak güzel bir şey olurdu, ama olacak gibi gözükmüyor şu sırada.
Alican: Müzikten sürekli bir gelir kazanmak istiyorsan bunun yolları var, garantili müzik yapmalısınız. Biz de ona gelemeyiz. Biz yaptığımız müziği önemsemediğimiz için böyle değil. Aksine ona hiçbir şeyi bulaştırmamaya çalışıyoruz. Müzik piyasasının standartlarından bahsediliyor, piyasanın ortaya koyduğu yöntemler var, bunlar kabul gördüğü için müziğin yolu olarak görülüyor. Bu karşı durduğumuz bir şey.
Şimdi siz müziği dinleyiciler için yapmıyorsunuz, para için de yapmıyorsunuz. Sadece eğlenmek için yapıyorsunuz o zaman?
Altan: Eğlenmek istedik belki de. Zaten hayatın içerisinde bir sürü mecburiyet var. Bunları müziğe bulaştırmak istemedik. Müziği tatil gibi kabul ediyoruz. Başka işlerden vakit bulup kaçıp sığınılacak bir yer.
Alican: İnsanların beğenilerinin bizim için bir anlamı yok da demiyoruz. Kendi ürettiklerimizi olduğu gibi verdiğimiz zaman bir beğeni alıyorsak bu daha değerli. Yoksa onların beğenilerini tahmin edip ona göre bir şeyler yapmak bize göre değil.
Farklı müzik tatlarını bir arada harmanlanıp yerel tatlarla birlikte sunduğunuzu söylüyorsunuz. Yereli nasıl tanımlarsınız?
Alican: Yerel dediğimiz bazen melodi oluyor, bazen ritim oluyor.
Özgür: Her şey var bunun içinde. Şarkı sözlerimiz arasında halk ozanlarına benzer sözler var mesela.
Kültürel ve yerel dediğimiz şeyler büyük bir erozyona uğradı, özellikle 90’lı yıllardan sonra ciddi bir çözülme yaşandı. Sizin yerelle olan bağlantınız nedir, bunun kendi hayatınızdaki yansıması nedir?
Alican: Biz de aslında o dediğiniz gençlikteniz ya da gençliktendik. Belli bir yaşa kadar hep Batı müziği dinledik. Bunun nedeni ise, bizim çocukluğumuz ve gençliğimizde güncel olarak pek iyi bir şey yoktu. Eskiden çok iyi şeyler yapılmış, biz onları keşfettikten sonra yerele eğildik. Onları gördükten sonra daha çok yerel tatlar işin içine girmeye başladı.
Altan: Çocukken daha çok Barış Manço’nun son dönemlerine denk geldik, Cem Karaca vardı. Türkü Barlar bugün çok rağbet gören yerler. Öyle bir şeyin içinde de büyümedik biz. Aslında bir duvarın üzerinde büyüdük biz, her tarafı görüyorduk ama hiçbir şeyin içinde değildik tam olarak. Gerçekten tam bir dejenerasyon var üzerimizde. O dejenerasyon da, kültürün ne kadarının bize ne şekilde ulaştığı da, dünyanın müziğine nasıl baktığımız da albümde gözüküyor zaten.
Türkiye’de son dönemlerde gençler hep gruplar olarak çıkıyor, siz bu kadar grubun içinde kendinize yer bulabildiniz mi?
Alican: Ben böyle bir oluşum içinde yer aldığımızı düşünmüyorum, sadece albümle yer alıyoruz. Burada çok büyük bir kategorizasyon var. Çıkınca herkesin onu tanıması, çok satması gibi bir saplantı. Biz böyle bir şeyin içinde değiliz.
Türkiye’de yapılan rock müzik hakkında ne düşünüyorsunuz? Tanıtım yazınızda, “Susuz çölde balık, deniz dibinde deve” olan Türk rock müziği talihsizliğini az buçuk kıracak bir şans olabilir mi Ayyuka?” diyorsunuz. Nedir bu talihsizlik?
Alican: Son zamanlarda orijinal bir şeyin çıkmamasıyla ilgili bu. Bir amatör ruh ve heyecanı yaşamadan, ‘ben oldum’, ‘ben bitirdim’ demekle ilgili biraz da.
Artık her müzik türünün ve grubun kendi cemaati var. Sizin cemaatinizde kimler var, yani sizi kimler dinliyor?
Altan: Bizim cemaatimiz arkadaşlarımız. Biz hâlâ ev müzisyeniyiz. Biz Athena veya Duman değiliz. Biz evde çaldık, daha sonra parasız bir stüdyo ele geçirdiğimiz zaman orada çaldık. Bizim arkadaş grubumuz var, ev toplantılarına devam ediyoruz. Onun dışında görünce de şaşırıyoruz. Televizyon programına iki kişi gelmişti Samsun’dan. Ayyuka ismini söyleyince çok şaşırdık.
Alican: Her yaş grubundan insanlar dinliyor bizi, ama gençler arasında daha çok.
Ayyuka geçen yılın sonunda çıkan ilk albümünden sonra neler yapıyor, gelecekte neyi hedefliyorsunuz?
Alican: Hedef yok. Yeni albüm için çalışmaya başladık, konserlere devam ediyoruz. Stüdyomuz olsun, bir müzik aleti almak istediğimiz zaman zorlanmayalım, mümkünse yaptığımız müzikten bu haliyle para kazanalım bize yeter.
Altan: Benim hedefim var olan şeyi olabildiğince iyi ve doğru götürmeye çalışmak.
Özgür: Hedefimizde yeni albüm de yok. Kayda girebilecek kadar parçamız var yeni ama mümkün görünmüyor. Önümüzü göremiyoruz çünkü şu anda.
e.dolmaci@zaman.com.trEMİNE DOLMACI
_________________
Radyo Dinle = http://radyo.dinlefm.com
mIRC İndir = http://mirc.dinlefm.com
Sohbet Et = http://sohbet.dinlefm.com