Bazen hayatı
red etmek ıstersin, yasadıklarina ağlamak sonra, o göz yaşlarına inat gülmek .
Sırf hayata gıcıklık olsun diye uçurumun kenarındayken , taziye varken bile
gülmek ve , zamanı geldiginde susmak, ve hissetmek gözyaslarını o al
yanaklarında ve kimselerin sana uzatmadığı, o mendili alıp o kimsenin içtenlikle
akıtamadığı yaşları silmek. Bence hayatı bir düğün salonu gibi görmeli: Saat
gelir düğün başlar sen kapıdan girersin ve piste çıkar oynarsın, yersin içersin
eğlenirsin ve düğün biter çıkıstan çıkarsın ardında bir ülke dolusu insan
bırakarak ...
Bence insan yaşayamadığından değıl
yaşayıpta değerini bilmedığinden şikayeti olmalı...