Üye Ol Hesabınız

Anasayfa | Yeni Albümler | Radyo | Radyo İstek | Müzik Dinle | Biyografi | Şarkı Sözleri | Haberler

Özel Arama
dinLeFm.Com :: Başlığı Görüntüle - Müzikte her yol türküye çıkar
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları     ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   GirişGiriş 

Müzikte her yol türküye çıkar



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    dinLeFm.Com Forum Ana Sayfası -> Müzik
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
EmoLi
Ara Sıra Gelenlerden
Ara Sıra Gelenlerden


Kayıt: Jan 05, 2008
Mesajlar: 39

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 12:55 am    Mesaj konusu: Müzikte her yol türküye çıkar Alıntıyla Cevap Ver

Müzikte her yol türküye çıkarTolga Özkan “Ne Ederim” albümü ile pop müzik dünyasına yeni giriş yapan isimlerden biri.
Fakat müzik ile olan teması daha çocukluk dönemine dayanıyor. Zira Tolga Özkan, sanat ile iç içe olan bir ailenin çocuğu. Dedesi kemanı ile Âşık Veysel’e eşlik etmiş,
zamanında TRT Ankara Radyosu’ndan teklif almış biri.

Özkan’ın annesi de şarkı sözü yazıyor. Hatta albümde bulunan iki parçanın sözleri annesine ait. Türküler ile içli dışlı olan bir ailenin çocuğu olan Özkan, pop müzik albümü ile çıkış yapmayı uygun bulmuş. O, pop şarkılar söylemekten mutlu olduğunu ve kendisini bu şekilde daha rahat ifade ettiğini belirtiyor. Fakat ileride bir türkü albümü yapabileceğini de söylemeden edemiyor. Çünkü ona göre müziğe neresinden başlanırsa başlansın her yol türküye çıkar. Şu sıralar radyo yayınlarında şarkısı sık sık istek alan Özkan, “Belki insanlar beni çok fazla tanımıyorlar ama şarkılarımı biliyorlar.” diyor. Yani bir bakıma Özkan, şarkılarının peşinden gidiyor. Bir anda popüler olmak yerine emin adımlarla müzik piyasasında ilerlemek onun en büyük arzusu. Yaptığı işe inandığı için de otuz sene sonra da hâlâ var olacağına inanıyor. Özkan, diğer taraftan kardeşi ile birlikte dizi ve reklam müzikleri de yapmayı planlıyor.

Son zamanlarda radyolarda dönen bir parça hemen herkesinbeğenisini kazanıyor: ‘Ne ederim?’ Şarkıyı söyleyen kişinin simasına da aşina değiliz. Çünkü aynı adı taşıyan albümle müzik dünyasına yeni adım atan Tolga Özkan, şarkılarından birine klip dahi yapabilmiş değil henüz. Aaa klipsiz şarkıcı olur mu diyoruz, Tolga Özkan bizden daha rahat. ‘Olur olur’ diyor, ‘Daha çok vakit var, çünkü ben otuz sene sonra da bu piyasada olacağım’. Özkan, gerçek sanatçıların televizyonda daha az göründüğünü düşünüyor. Şu anda şarkılarının kendisinden daha çok bilindiğini söyleyen Özkan, “Ben şarkıların peşine takıldım.” diyor. Özkan, albüm çalışmalarının yanı sıra kardeşi Timuçin Özkan ile birlikte film müzikleri de yapıyor.

Müzik piyasasında yeni isimler eskisi gibi çıkış yapamıyor. Neden?

Birçok neden var, bir kere çok fazla sanatçı ve sanatçı adayı var. Artık dikkat dağıtacak çok fazla kanal, radyo var. İnsanların fark edilmesi gittikçe zorlaşıyor. Bir proje ile çıktığınız zaman her koldan saldırmanız gerekiyor kendinizi duyurmanız için. Medya organı arttıkça onlara ulaşmanız da zorlaşıyor. Ben buna bağlıyorum; bir de yeteri kadar özverili yapılan bir iş mutlaka bir yere geliyor ama bu zaman alıyor.

Sanatçı adayı çok ama sanatçı olamadan eleniyorlar sanki.

Sanatçı adaylarının piyasadan elenip elenmemesine göre de ben sanatçı oluyor ya da olmuyor diye bir şey diyemem. Onun parametresi o değil. Gerçek sanatçılar çok fazla ortada görünmüyor. Daha çok işin reklâm ve satış yönü ile ilgilenen belki de sanatçı olmayanlar kendini gösteriyor.

Yani sanatçı olmak için piyasada bulunmak şart değil mi?

Tabii ki her projenin bir reklâma ihtiyacı var. Fakat bunu kaliteyi düşürmeden kendini gösterebileceğin alanlarda gösterip beklemelisin bence. İnsanlar kaliteli işi mutlaka bir noktaya getiriyorlar. Kalitesiz bir işi bangır bangır dinlerken ertesi gün unutuyoruz. Yapılan işin çok iyi olması gerekiyor. Daha sonra gerektiği kadar tanıtım yapıp insanların beğenisine ve kulağına, yüreğine sunmak lazım.

Kaliteli işlere o zaman neden hep az bir kitle ilgi gösteriyor?

Ben şuna inanıyorum; bir kere herkesin beğendiği bir iş yapmak çok zor. Mutlaka kendine ait bir kitlen olacak. Senin müziğini, senin sesini seven insanlar olacak. Sen onlara hizmet edeceksin. Çünkü renkler ve zevkler tartışılmaz yaptığımız besteleri, sesimizi beğenen ya da beğenmeyen insanlar da olacak. Tüketim artık dünyada had safhada, bu bir haftalık iki haftalık işler aslında tüketimin bir sonucu. Müziği de bir-iki haftada tüketiyoruz. Bir an popüler olan parçalar daha sonra dinlenmiyorlar. O parça geldiği zaman hemen başka kanala geçiliyor. Sorun tüketimde, bir an önce olsun bitsin sonra hurra yenisi gelsin. Sürekli böyle bir hareket var.

Sizi dinleyen kitleyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben şunlar dinlesin bunlar dinlemesin diye bir şey yapmıyorum. O kitle kendiliğinden oluşacak. Bana ulaşan tepkilerden 7’den 70’e birçok insana seslendiğimi anlıyorum. Çünkü on dört yaşındaki bir lise öğrencisi de elli beş yaşındaki bir ev hanımı da bir şeyler bulabiliyor. O yüzden hiç sınır yok, sadece kendini bulan insanlar, benim şarkılarımda benim kitlem olmuş oluyor.

Her beste yapabilen kişi vitrine çıkmalı mıdır?

Bence kendini hazır hissettiği zaman çıkmalıdır. İşin mutfağında da olan insanlar bence öne çıkabiliyorsa ne mutlu. İşi bilen insanların ön plana çıkması daha doğru en azından diğerleri de hangi noktada olduğunu bu şekilde anlamış olur.


Başka isimlere beste verdiniz mi?

İsteyen arkadaşlar oldu ama vermek istemedim. Beste makinesi gibi çok beste yapan bir insan değilim, çok nadir beste yapıyorum. Beğenmediğim, içime sinmeyen en ufak sözü bile hemen yırtıp atan bir insanım. O yüzden de bestelerimi daha çok kendim kullanmak istiyorum.

Bir pop müzik sanatçısına göre fazla efendi değil misiniz?

Valla ben efendiyim değilim diyemem ama bence öncelikle insan olmak gerekiyor. İnsan olmakla beraber efendi olmak da gerekiyorsa, doğru olan buysa bunu yapmak gerekiyor. Diğer arkadaşlarımın nasıl davrandığı ile hiç ilgilenmiyorum. Herkes öyle davranıyor diye ben de öyle davranmak zorunda hissetmiyorum kendimi. Eğer bu bana bir dezavantaj sağlayacaksa sağlasın. Efendi durmak beni daha aşağı çekecekse ben razıyım. Ben birtakım şeylerden özveride bulunmayacağım inancı ile yola çıktım. Buna asla izin vermeyeceğim. Hiçbir zaman janjanlı öyle yakasını bağrını açan, kolyeli molyeli takı takan biri olmayı hiç düşünmedim, çünkü bana uymayacağını biliyorum. O tip insanlar ile de pek fazla enerji alış-verişim olamayacağını düşünüyorum. Belki ben önyargılı davranıyorum bilemiyorum. Çok da fazla içlerine girmeyi düşünmüyorum kendi halimde bir yer edinmek istiyorum.

Selahattin Alpay ile yollarınız nasıl kesişti?

Babamın vasıtası ile oldu. Babamın dostu, ben askerdeyken babam müzik ile ilgilendiğimi söylemiş. ‘Askerden sonra gelsin, görüşelim.’ demiş. Ben askerlik dönüşünde demolarımı bestelerimi alıp Selahattin ağabeye sundum. ‘Bu işin torpili olmaz.’ dedi dinlemeden önce, sonra dinledi ve yola çıktık.

‘Tek albümlük sanatçı olacağım’ korkunuz oldu mu?

Hiç öyle bir kaygım olmadı. Sonuçta bu albümü de ben kendi imkânlarımla yaptım. Çok fazla sanatçı çevresine de girmediğim için radyocu dostlarımla, televizyoncu dostlarımla kendim gidip bire bir görüştüm. Böyle bir iş var elimde eğer beğenirseniz, destek verirseniz çok sevinirim dedim. Onların da çok hoşuna gitti. Yaptığım iş de samimi ben de samimi bir insanım. Samimi bir şekilde bu iş de gidiyor. Yavaş yavaş da olsa belirli bir kitle oluşmaya başladı.

İnsanlara nasıl ulaşmayı planlıyorsunuz?

Bence bu işlerde radyolar televizyonlardan daha önemli. İnsanlar birbirlerine göndere göndere de dinliyorlar. Sanki biz şarkının arkasına takılıp kaldık. Herkesin her an görerek midesinin bulandığı biri olmak değil de ara ara konserler veren, insanların saygı duyduğu biri olmayı istiyorum.

‘Ben hüzünlü ve romantik şarkıları söylemeyi seviyorum.’ diyorsunuz. Neden?

Sanıyorum yapımdan kaynaklanıyor. Slov şarkılarda kendimi daha rahat hissediyorum. Bestelerimde de melankolik tavır daha ön plana çıkıyor. Kendimi daha iyi hissettiğim için galiba.

Türkü söylemek bana poptan daha çok yakışır gibi bir şey hiç düşündünüz mü?

Belki ileride türkü de olabilir. Sahnede programın sonlarına doğru klasik parçalardan söylüyoruz. Türkü de söylüyorum. Türkiye de müziğin neresinden girerseniz girin çıkacağınız nokta türküdür. Özümüz budur. Bilmiyorum gelecekte ne olur ama şu anda kendimi burada daha rahat hissediyorum.

Müzik kabiliyeti aileden geliyor galiba...

Annem çok güzel söz yazıyor. Bazen çok derin yazıyor. Ben bunları nasıl popülerleştirebilirim diyorum. Bizim anne tarafımızda böyle bir ozanlık kültürü var. Dedem Âşık Veysel ile beraber çalmış bir insan. Çok güzel keman çalarmış. O zamanlar TRT Ankara Radyosu’ndan dedeme teklif gelmiş. Seni Ankara’ya götürelim diye, o zamanın şartlarında dedem istememiş. Âşık Veysel ile köyleri yan yanaymış. Dayım, teyzem çok güzel söz yazar. r.sezgin@zaman.com.tr
RAHİME SEZGİN

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Müzik Reklamcısı






Tarih: 18/06/2008    Mesaj konusu: Bu Site Google İle Gelir Elde Etmektedir...

Başa dön
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    dinLeFm.Com Forum Ana Sayfası -> Müzik Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Sabit: Müzikte notaların kökeni ve Pisagor ali Müzik Genel 2 Pzr Arl 23, 2007 12:51 am Son Mesajları Gör

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulaşın |  Msn Messenger |  Dinimiz İslamiyet | Kelebek |  mIRC Mp3 dinle| Radyo dinle | Resim Yükle

 

PhpNuke Tabanlıdır. Tüm Hakları Saklıdır. dinLeFm 2007 - 2008  Msn Destek: msn@dinlefm.com
 Desteklediklerimiz:  Web Stats müzik radyo mIRC Sohbet Odaları sohbet çet uluonder.net