Üye Ol Hesabınız

Anasayfa | Yeni Albümler | Radyo | Radyo İstek | Müzik Dinle | Biyografi | Şarkı Sözleri | Haberler

Özel Arama
dinLeFm.Com :: Başlığı Görüntüle - Hasankeyf tarihi ve hakkında genel bilgiler
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları     ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   GirişGiriş 

Hasankeyf tarihi ve hakkında genel bilgiler



 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    dinLeFm.Com Forum Ana Sayfası -> Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ali
Admin
Admin


Kayıt: Oct 28, 2007
Mesajlar: 236

MesajTarih: Cum Şub 22, 2008 5:53 am    Mesaj konusu: Hasankeyf tarihi ve hakkında genel bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

Hasankeyf Hasankeyf Tarihi , Tarihçesi

Hasankeyf il merkezine 37 km. Uzaklıkta tarihi bir yerleşim birimidir Kuzeyinde uzanan Raman sıra dağları ile güneyinde yer alan sıra dağlar arasındaki vadi içerisinde akan Dicle nehri kenarında yer alan Hasankeyf ilçesi Diclenin sağladığı imkanlarla bereketlenmiş bu günkü suskun tarih fışkıran görüntüsü ile izleyenlere geçmiş ihtişamından esintiler sunmaktadır

1926 yılında Gercüş ilçesine Bucak olarak bağlanan Hasankeyf Batman'ın il olmasıyla 18 Mayıs 1990 tarihinde ilçe olarak Batman'a bağlanmıştır. Sanayinin gelişmediği ilçeden göç olmaktadır. GAP kapsamında yapımı programlanan Ilısu barajı suları altında kalacağına ilişkin bilgiler 35 yıldan beri ilçeyi yatırımlardan mahrum bırakır olmuştur. 21 köyün bağlı olduğu Hasankeyf'te yaygın olan dokumacılık sanatı da yok olmak üzeredir.

Vadi içerisinde oluşan verimli tarım alanları sera işletmeciliği için oldukça elverişlidir Tarıma elverişsiz alanlarda meralarda hayvancılık yapılmakta kış mevsiminde göçerlerin kışlağı olan ilçe toprakları bölgede süt ürünlerinin ucuz olmasını sağlar. Ayrıca Dicle nehrinde alabalık avcılığı yapılmaktadır.

İlçe merkezinde 4181 köylerde ise 7240 kişi yaşamaktadır.

HASANKEYF'İN TARİHÇESİ
Hısn-Kayfa Dicle nehrinin güney sahilinde Diyarbakır'a su yolu ile 110 Cizre'ye 85 km. Uzaklıktadır. Hısn kale-hisar anlamındadır. Sonradan kısaltılarak Hısn-Kayfa olmuştur Cumhuriyetin ilanından sonra Türkçe fonotiğe uydurularak Hasankeyf şeklini almıştır.

Şehrin kimler tarafından kurulduğu kesinlikle bilinmemektedir. Sadece ilk çağda “CEFA“ adını taşıdığı ve bir Süryani Piskoposluğun merkezi olduğu bilinmektedir. İnşa edilidiği arazinin kolaylıkla işlenmeye müsait olması yüzünden kasabanın çevresi mağaralarla doludur. Arazinin bu müstesna kabiliyeti daha ilk devirlerde bu tabii mağaraların ilk insanlar tarafından barınma merkezi olarak kullanıldığını göstermektedir. Buna bir de Hısn-Kayfa'nın kurulduğu yerin sakeri ve iktisadi önemi eklenince kasabanın bütün ortaçağ boyunca önem ve kıymetini muhafaza etmesinde amil olmuştur.

Hasankeyf Diyarbakır- Cizre yolu üzerinde Dicle nehrinin doğu kenarındadır. Diyarbakır ile Dicle'nin aşağı kısımlarında şehir ve kasabalar arasında nakliyat ilk zamanlardan beri su yolu ile yapılırdı. Diyarbakır'dan güneye doğru giden anayol Dicle vadisini takip ederdi. Bu iki neden dolayısyla Hasankeyf askeri ve iktisadi önemini asırlar boyunca muhafaza etmiştir. Diyarbakır'dan kalkan Kelekler Hasankeyf yol vermedikçe Güneye inemezlerdi. Yukarıdan gelen karayolu üzerinde de Hasankeyf aynı rolü oynardı. Bu nedenle Hasankeyf Diyarbakır-Cizre kara ve su yolları üzerindeki stratejik ve ekonomik görevini asırlar boyunca elden bırakmamıştır.

İslamiyetin inkişafından sonra Hasankeyf'i fethetmek üzere birçok akınlar yapılmıştır. Hz. MUHAMMED'in (S.A.V.) akrabası Cafer'i Tayyar'ın oğlu imam Abdullah ile ünlü komutan Varkenna Hasankeyf kuşatması sırasında şehit düşmüşler. (H. 651mezarları Hasankeyf'tedir.) Hasnkeyf İslam hakimiyetine girdikten sonrasırasıyla Abbasilerin Hamdanilerin Mervanilerin eline geçmiştir.

Türkler tarafından Hasankeyf'in fethi 1071 Malazgirt Meydan Muhaberesinden sonra olmuştur. Selçuklu Sultanı Alparslan'ın komutanlarından Artuk oğlu Sökmen 1101 yılında burada ilk urartu beyliğini kurmuştur. Tarihçiler bu devri HISN-KAYFA ARTUKLULARI olarak isiölendirmişlrdir. Hasankeyf önce Artukoğullarına sonra onların “AMİD“ (Diyarbakır) ı fethetmeleri üzerine her iki ülkeye 130 sene başkentlik etmiştir.Bu devlet 1231-32 yılında yıkılana kadar şehri imar etmişlerdir. O devirde halen Dicle köprüsü büyük ve küçük saray kale kapıları ayakta kalan yapılardır. Artukluların burada para bastıkları ele geçen sikkelerden anlaşılmaktadır. Bu gün Hasankeyf'te harap bir şekilde gördüğünüz kıymetli eserlerden bir çoğu Artukoğuları zamanının hatırasıdır.

1232 yılında Eyyubi Hükümdarı el-Melik el-Kamil şehri zaptederek Artukoğulları hakimiyetine son verdi. Kendisi de 30 sene kadar hükümdar olabildi. Artık büyük Moğol akın başlamıştır. 1301 yılında Moğollar bu meşhur ve mamur şehri zaptederek yağma ve tahrip ettiler. Bu tahrip o derece ağır olduki Hasankeyf bir daha eski halini bulamadı. Eyyubiler Moğolların istilası sırasında onlara tabii olarak yine devam etmiştir. Bu gün Hasankeyf'te ayakta olan pekçok yapı bu devre aittir. Sultan Süleyman Camii Kale (Ulu) Camii Koç Camii El-Rızk Camii İmam Abdullah Zaviyesi Kızlar Camii bu devre ait yapılardır.

Kısa bir zaman Akkoyunlu kakimiyetne (1461-1482) girdi. Bu gün Hasankeyf'te bulunan Zeynel Bey türbesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Zeynel Bey'e aittir. Akkoyunlulara ait Hasankeyf'teki tek eser budur.
1516 yılında ebedi olarak Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlılar şehri kısmen harap olmuş ve eski önemini kaybetmiş halde buldular.

ARTUKLULAR DÖNEMİ

Hasankeyf’in parlak dönemi M.11O1 yılında Artukluların buraya sahip olması ve merkez edinmesi ile başladı. Selçuklu sultanı Melikşah'ın komutanı Artuk'un oğlu Sökmen bu tarihte Hasankeyf’e yerleşerek Hasankeyf Artukulularının temelini attı. M.I232 tarihine kadar burada ve Amid (Diyarbakır) deki hakimiyetleri devam etti. Buraya hükmeden Artuklu hükümdarlarından Rükneddin Davut b. Sökmen (1112-1144) ile yerine geçen oğlu Fahreddin Karaaslan ( 1144-1167) döneminde Hasankeyf'in mamur bir şehir haline geldiği günümüze ulaşan eserlerden anlaşılmaktadır.Bu iki hükümdar siyasi olarak çok hareketli oldukları, bölgedeki mücadelelere aktif olarak katıldıkları gibi, şehri imar etmeyi de ihmal etmediler.

Diyarbakır (Amid)’ın 1183 Salahaddin Eyyubi tarafından alınarak Hasankeyf Artuklularına hediye edilmesi ile Artuklular Diyarbakır’a yerleştiler. Artuklular bu tarihten yıkılışa kadar (1232) Hasankeyf’i temsilcileri vasıtası ile buradan idare ettiler. Bu gelişme Hasankeyf’in stratejik önemini gerilettiği gibi mimari gelişmesini de aksatmıştır. Artukluların Hasankeyf’te kurdukları darphanelerde para bastıkları, medreseler yaptıkları, kaleye su çıkardıkları, köprüyü ve Büyük Sarayı inşa ettikleri kaynaklardan anlaşılıyor.

EYYUBİLER DÖNEMİ

Eyyubiler, 1232 yılında Hasankeyf’i. aldıklarında burayı mamur bir şehir olarak buldu1ar. Ancak i1k etapta gerek siyasi gerek mimari açıdan atak olmadılar. 12601ı yı1larda Moğo1ların bölgeyi harap etmesi Hasankeyf’i de etkiledi. İlk etapta Hülagu'nun katına çıkan Eyyubi sultanı Takyeddin Abdullah (1249-1294) Hasankeyf’i harap olmaktan kurtardı. Hükümdarın Eyyubi nes1inden geldiğini öğrenen . Hülagu ona iltifat etmiş ve tüm ülkesini ona bağışlamıştır. .

1301 yılında Hülagu'nun yerine geçen oğlu Gazan komutasındaki moğo11ar bölge ile beraber bu sefer Hasankeyf’i de harap etti. Hasankeyf Moğol afetinden fazlası ile nasibini aldı. Moğol şokunu üzerinden atan Eyyubiler Hasankeyf’i yeniden imar etmeğe başladılar. Bu gün Hasankeyf’te mevcut birçok eserde imzası bulunan El Melik El Adil Sultan Süleyman (1378-1432) zamanında bu imar faaliyetleri zirveye ulaştı. Hasankeyf, Artuklu dönemindeki haşmetine yeniden kavuştu.

Bu sultandan sonra Hasankeyf’te duraklama dönemi başladı. Hükümdarların iç çatışmaları, bölgedeki güçlü devletlerin nüfuzu altında olmaları, hem onları hem Hasankeyf’i zor durumda bıraktı. Akkoyunluların (1461-1482) Hasankeyf’e tamamen hakim olması Eyyubilerin gücünü iyice kırdı. 1482 de burayı tekrar ele geçiren Eyyubiler bu sefer Safeviler'in baskısı ile karşı karşıya kaldı.

Osmanlılar 1515 yılında bölgeyi İdris-i Bitlisi'nin gayretleri ile ele geçirince, burası da Safavilerden temizlenerek Osmanlı hakimiyetine geçti. Ancak mahal1i idare yine Eyyubilere bırakıldı. Eyyubilerin bu zorluklarla beraber saltanat kavgası içine girmesi sonlarını hazırladı. 1524 de son Eyyubi hükümdarı Melik Halil’in saltanattan feragat etmesi ile Eyyubiler tarihe karıştı.

OSMANLILAR DÖNEMİ

Hasankeyf’in içinde bulunduğu bölge Osmanlıların eline, Diyarbakır eyalet merkezi kabul edilmiştir. Hasankeyf bu idari düzenlemeye göre liva (sancak, kaza) merkezi olmuştur. Osmanlı kayıtlarına göre 16. asırda şehir gelişmiş, 10 000’e yakın bir nüfusu barındırmıştır. Bu sıralarda Hıristiyan nüfusu oranı yüzde atmışı bulmaktadır. Osmanlı dönemi Hasankeyf’in idari sınırları bir hayli geniş olduğu anlaşılıyor. Bu günkü Batman’ın tümü ile Siirt ilinin (merkez dahil) önemli bir kısmı ve Mardin’in Midyat, Dargeçit, Ömerli ilçeleri Hasankeyf’e bağlı olmuştur.

Ancak buranın idari ve stratejik önemi zamanla azalmıştır. 19. yüzyılın ortalarına geldiğimizde Hasankeyf, Midyat ilçesine bağlı bir nahiye konumuna gerilemiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Hasankeyf, cumhuriyet ile beraber Mardin’in Midyat ilçesine bağlı bir nahiye idi. 1926 yılında Gercüş’ün ilçe yapılması ile buraya bağlanmıştır. İ990 yılına kadar idari statüsü böyle devam etmiş, 1990 yılında Batman’ın il olması ile Hasankeyf de ilçe yapılarak buraya bağlanmıştır.

Hasankeyf, insanlık tarihinin çok önemli yerleşim yerlerinden biri olmasına rağmen son 20-30 yıla kadar pek dikkatleri çekmedi. Paha biçilmez kültürel değerine rağmen hep ihmal edildi. 1970’li yıllardan itibaren ILISU Barajı projesi ile birlikte gündeme geldi. Hasankeyf’in sular altında kalmaması gerektiği, gerek ulusal bazda,gerekse uluslar arası düzeyde dile getirildi. Hasankeyf’in kurtarılması yönündeki çabalar 2003 yılında sonuç verdi. T. C. Başbakanı Hasankeyf’i kurtaracaklarını kamuoyuna duyurdu. Bu tartışmalar nedeniyle Hasankeyf, kimi ülke gündemini işgal etti.

Öte yandan Hasankeyf’teki kültür varlıkları, içinde bulundukları şehir ile birlikte 1981 yılında Kültür ilgili birimlerince koruma altına alınarak SİT alanı ilan edildi. 1986 yılından itibaren de arkeolojik kazılara başlandı. Bu kazılar halen devam etmektedir.

Hem Sit alanı olması, hem de baraj suları altında kalacak düşüncesi, ilçenin gelişimini engelledi. Son yıllarda Türkiye’de yapılan araştırmada bütün tarihi zenginliğine rağmen ülkenin en geri, fakir üç ilçesinden biri oldu. 2003 yılı ve sonrasında Hasankeyf’in artık sular altında kalmayacak olması, hem ilçenin gelişmesine, hem de bölge ekonomisine olumlu katkıda bulunması bekleniyor.

İlçe, ekonomik olarak gerilediği gibi, nüfus olarak da gerilemiştir. Bölgedeki son 15-20 yıldaki olağanüstü durumlar da eklenince bu gerileme dramatik bir duruma gelmiştir. 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu 7500’ün altında kalmıştır.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Müzik Reklamcısı






Tarih: 18/06/2008    Mesaj konusu: Bu Site Google İle Gelir Elde Etmektedir...

Başa dön
ali
Admin
Admin


Kayıt: Oct 28, 2007
Mesajlar: 236

MesajTarih: Pzr May 11, 2008 7:38 am    Mesaj konusu: Ben Hasankeyfim Alıntıyla Cevap Ver

Ben Hasankeyfim
Bilinmez doğum tarihim
Baba adım yaşım başım
Bin değil yüz bin değil
Tarih öncesine şahittir her taşım
Sasaninin bahçesinden bir gül
Emevi sultanına lirik bir masal oldum
Uçtum kanatlarında artuklunun kartal misali
Vardım diclenin boynuna
Gümüşi bir gerdan oldum
Başkent oldum
Eyyubinin tahtına
Kale oldum burç oldum
Yakıldım yıkıldım moğol savaşında
Korkmadım yılmadım
Ve küllerimden yarattım bedenimi yeniden
Cami oldum el-rızk gibi
yol geçene han oldum
Hamam oldum
Dergah oldum ve su oldum sonra
Ekildim sürüldüm ürün verdim
Ekmek oldum anadolunun sofrasına katık oldum
Kimmiyim ben
Ben hasankeyfin mağrur ve mutlu
Hasankeyfiyim ben
Şimdi
Yüreğimde çarpar yeni bir umut
Katmer Katmer
İçimde beslenir nice sevda türküleri
Ve sen eyyübimin yiğit atlısı
Sen artuklumun hünerli elleri
Ve sen uzun hasanımın göz bebeği zeynel
Nasıl ki vardınız maverasında diclenin
Gelecektede kuşkusuz hep siz olacaksınız
söz - yazar : Nihat ÖZEN
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    dinLeFm.Com Forum Ana Sayfası -> Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok Graffiti Tarihi daRKNeSs Müzik Genel 0 Cmt Ksm 15, 2008 3:20 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Türk Müziği Tarihi ve Dönemleri daRKNeSs Müzik Genel 0 Cmt Ksm 01, 2008 1:33 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok İzmir ve Çevresi Rum Halk Müziğine Ge... daRKNeSs Müzik Genel 0 Prş Eyl 18, 2008 5:12 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Christian Poche'den Kürt Müziği hakkında daRKNeSs Müzik Genel 0 Prş Eyl 18, 2008 5:10 am Son Mesajları Gör
Yeni mesaj yok Pop Müzik nedir - Pop Müziğin Tarihi ... daRKNeSs Müzik Genel 0 Pzr Tem 06, 2008 4:39 am Son Mesajları Gör

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulaşın |  Msn Messenger |  Dinimiz İslamiyet | Kelebek |  mIRC Mp3 dinle| Radyo dinle | Resim Yükle

 

PhpNuke Tabanlıdır. Tüm Hakları Saklıdır. dinLeFm 2007 - 2008  Msn Destek: msn@dinlefm.com
 Desteklediklerimiz:  Web Stats müzik radyo mIRC Sohbet Odaları sohbet çet uluonder.net